22 Eylül 1922'de Papa XI. Pius adına Kardinal Pietro Gasparri tarafından gönderilen telgraf ve Mustafa Kemal Paşa'nın 27 Eylül'de verdiği cevap, Millî Mücadele'nin son dönemindeki diplomatik gelişmeler arasında dikkat çekici bir yere sahiptir. Bu yazışmada Mustafa Kemal Paşa, Anadolu'da yaşanan yıkımı ve Trakya'daki gelişmeleri dile getirerek barış çağrısına kendi açısından tarihsel bir karşılık vermiştir.
1922'de Türkiye ve Vatikan Arasındaki Diplomatik Temas
1922 yılı, Türk Kurtuluş Savaşı'nın askerî ve diplomatik açıdan belirleyici gelişmelerine sahne oldu.
26 Ağustos 1922'de başlayan Büyük Taarruz, 30 Ağustos'ta kazanılan Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile sonuçlandı. Türk ordusu 9 Eylül 1922'de İzmir'e girdi. Ardından Batı Anadolu'daki askerî gelişmelerin yanı sıra Trakya ve Boğazlar meselesi de uluslararası diplomasinin önemli gündem maddeleri arasına girdi.
Bu gelişmeler, yalnızca Ankara Hükûmeti ile Yunanistan arasındaki ilişkileri değil, Avrupa devletlerinin ve Vatikan'ın bölgedeki gelişmelere yönelik tutumunu da ilgilendiriyordu.
Bu ortamda Papa XI. Pius adına Kardinal Pietro Gasparri tarafından Mustafa Kemal Paşa'ya bir telgraf gönderildi.
Papa XI. Pius'un Mesajı: 22 Eylül 1922
Papa XI. Pius'un devlet sekreteri Kardinal Pietro Gasparri, 22 Eylül 1922 tarihinde Mustafa Kemal Paşa'ya hitaben bir telgraf gönderdi.
Dönemin Vakit gazetesinde yayımlanan metne göre Papa XI. Pius, kan dökülmesinin sona ermesini ve ordulara gerekli emirlerin verilmesini istiyordu.
Telgrafın Türkçe aktarımı şöyledir:
Açık bir barış için temenniler arz eden 11. Pius, dökülen kanların nihayet bulması için ordulara ve ahaliye şiddetli emirler verilmesini sizden insaniyet namına rica eder.
Bu mesaj, bölgede barışın sağlanmasına yönelik bir çağrı niteliğindeydi.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, telgrafın Papa adına Kardinal Gasparri tarafından iletilmiş olmasıdır. Dolayısıyla diplomatik yazışmanın doğrudan muhatabı Kardinal Gasparri olarak görülmelidir.
Mustafa Kemal Paşa'nın Tarihî Cevabı: 27 Eylül 1922
Mustafa Kemal Paşa, Kardinal Gasparri'nin mesajına 27 Eylül 1922 tarihinde cevap verdi.
Cevabın en dikkat çekici yönü, barış ve kan dökülmesinin sona ermesi konusundaki ortak yaklaşımı kabul ederken, Anadolu'da yaşanan yıkımın sorumluluğuna ilişkin Ankara Hükûmeti'nin görüşünü açıkça ortaya koymasıydı.
Mustafa Kemal Paşa'nın cevabı şöyledir:
Kardinal Gasparri'ye
27 Eylül 1922
Telgrafnamenizi aldım, teşekkür ederim. Kan dökmeye nihayet verilmesi için sizinle hem fikir olarak bu felaketleri ne ordunun, ne ahalinin doğurmadığına sizi temin edebilirim. Yunan ordusunun iadeye mecbur olduğu havalide bulunan bütün şehirlerimiz ve kasabalarımız yanmış ve ahali her türlü tecavüzlere maruz kalmıştır. Aynı tecavüzler şu anda yeni bir şiddetle Trakya'da yapılmaktadır. Bu insani hissi bugünkü ahvali doğuranlar nezdinde uyandırmanızı sizden rica ederim.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi
Başkumandan
Mustafa Kemal
Kaynak: Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Tamim ve Telgrafları, Cilt V; ayrıca 7 Ekim 1922 tarihli Vakit gazetesi.
Mustafa Kemal Paşa'nın Cevabında Öne Çıkan Üç Nokta
1. Barış isteğine verilen karşılık
Mustafa Kemal Paşa, kan dökülmesinin sona ermesi konusunda Kardinal Gasparri ile aynı fikirde olduğunu belirterek cevabına başlamıştır.
Bu yaklaşım, Ankara Hükûmeti'nin diplomatik iletişime kapalı olmadığını gösteren önemli bir unsurdur.
Ancak Mustafa Kemal Paşa, barış çağrısının yalnızca Türk ordusuna yöneltilmesini yeterli görmemiş, yaşanan felaketlerin sorumluluğunun da dikkate alınmasını istemiştir.
2. Anadolu'daki yıkımın gündeme getirilmesi
Cevap telgrafında, Yunan ordusunun geri çekilmek zorunda kaldığı bölgelerde şehirlerin ve kasabaların yakıldığı, halkın saldırılara maruz kaldığı ifade edilmiştir.
Bu bölüm, Ankara Hükûmeti'nin uluslararası kamuoyuna iletmek istediği temel itirazlardan birini yansıtmaktadır.
Mustafa Kemal Paşa, yaşanan olayların yalnızca askerî bir mesele olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, sivil halkın karşı karşıya kaldığı felaketlerin de dikkate alınmasını istemiştir.
3. Trakya'daki gelişmelere dikkat çekilmesi
Telgrafın en önemli bölümlerinden biri de Trakya'ya yapılan göndermedir.
Mustafa Kemal Paşa, Anadolu'da yaşanan olaylara benzer saldırıların Trakya'da da sürdüğünü belirtmiştir.
Bu nedenle Kardinal Gasparri'den, barış ve insanlık adına yaptığı çağrıyı mevcut durumun sorumlusu olarak gördüğü taraflara da yöneltmesini istemiştir.
Bu ifade, cevabın yalnızca bir teşekkür mesajı olmadığını; aynı zamanda Ankara Hükûmeti'nin diplomatik itirazını da içerdiğini göstermektedir.
Yazışmanın Dönemin Basınındaki Yeri
Bu diplomatik temasın tarihsel açıdan önemli bir başka yönü, Mustafa Kemal Paşa'nın cevabının dönemin basınında yayımlanmış olmasıdır.
Vakit gazetesinin 7 Ekim 1922 tarihli, 1730 numaralı sayısında yazışmaya yer verilmiştir.
Bu yayın, cevabın yalnızca sonradan hazırlanmış biyografilerde veya internet ortamında aktarılan bir anlatı olmadığını, dönemin basınında da karşılığı bulunduğunu göstermesi bakımından önemlidir.
Ayrıca Sadi Borak ve Utkan Kocatürk tarafından hazırlanan Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Tamim ve Telgrafları adlı derlemenin beşinci cildi, Mustafa Kemal Paşa'nın telgrafının izlenebileceği temel başvuru kaynaklarındandır.
Bununla birlikte, dönemin gazetesinde yayımlanan metin ile özgün imzalı diplomatik belgenin aynı şey olmadığı unutulmamalıdır. Özgün belgenin arşiv nüshası ayrıca incelenmeden, gazete metnini imzalı orijinal belge olarak tanımlamak doğru değildir.
Yazışmanın Tarihsel Önemi
Mustafa Kemal Paşa'nın Kardinal Gasparri'ye verdiği cevap, Millî Mücadele'nin son döneminde Ankara Hükûmeti'nin diplomatik iletişim biçimini anlamak açısından değerlidir.
Bu yazışmadan üç temel sonuç çıkarılabilir:
Birincisi: Ankara Hükûmeti, barış ve kan dökülmesinin sona ermesi yönündeki çağrılara diplomatik kanallardan cevap vermiştir.
İkincisi: Mustafa Kemal Paşa, uluslararası muhataplarına Anadolu'da ve Trakya'da yaşanan olaylar hakkındaki Ankara Hükûmeti'nin görüşünü doğrudan iletmiştir.
Üçüncüsü: Cevap telgrafı, askerî zaferin ardından diplomatik mücadelenin de sürdüğünü gösteren tarihî bir örnektir.
Bu yazışmayı değerlendirirken 1922 yılının koşullarını göz önünde bulundurmak gerekir. Türkiye Cumhuriyeti henüz ilan edilmemişti. Mustafa Kemal Paşa, telgrafını Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi ve Başkumandan sıfatlarıyla imzalamıştı.
Dolayısıyla bu belge, yeni kurulmuş Cumhuriyet'in değil, Millî Mücadele dönemindeki Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti'nin diplomatik tarihinin bir parçasıdır.
Sonuç: Bir Telgraftan Daha Fazlası
Papa XI. Pius adına Kardinal Pietro Gasparri tarafından 22 Eylül 1922'de gönderilen telgraf ve Mustafa Kemal Paşa'nın 27 Eylül tarihli cevabı, Millî Mücadele'nin son dönemindeki diplomatik temaslar arasında dikkat çekici bir örnektir.
Mustafa Kemal Paşa, cevabında barış çağrısına olumlu yaklaşırken Anadolu'daki yıkımı ve Trakya'da yaşanan gelişmeleri de gündeme getirmiştir.
Bu nedenle yazışmanın tarihsel değeri, yalnızca Papa'ya verilmiş bir cevap olmasından kaynaklanmaz. Asıl önemi, Ankara Hükûmeti'nin askerî zafer sonrasında uluslararası muhataplarına nasıl bir diplomatik tutumla yaklaştığını göstermesidir.
Tarihî belgelerin önemi, onları günümüzün siyasi veya toplumsal tartışmalarına göre yorumlamakta değil, yazıldıkları dönemin koşulları içerisinde doğru anlamakta yatar.
Kaynakça
Vakit, 7 Ekim 1922, Sayı 1730, s. 1-2.
Borak, Sadi ve Utkan Kocatürk (haz.), Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Tamim ve Telgrafları, Cilt V, Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Yayınları, Ankara, 1972.
Elmacı, Mehmet Emin, “Kara Günden Ak Güne İzmir ve İzmir Yangının Basına Yansıması”, Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi, XXII/Özel Sayı, 2022, s. 73-115.
Parmaksızoğlu Aksoy, Canan, “Vatikan Arşivleri’nde Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihinin Araştırılması”, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Ağustos 2024, Özel Sayı.
Çevrimiçi akademik kaynaklar:
Mehmet Emin Elmacı, Akademik makalenin tam metni.
Canan Parmaksızoğlu Aksoy, Vatikan Arşivleri üzerine araştırma.
Editoryal not: Telgraf metinleri, yayımlanmış kaynaklardaki aktarımlara dayanmaktadır. Özgün arşiv nüshalarının görüntüleri ayrıca doğrulanmadığından, metinler arşivden alınmış imzalı belge olarak sunulmamıştır.

0 Yorumlar